<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006</id><updated>2011-08-01T12:14:43.324-07:00</updated><category term='meditasyon'/><category term='hayat'/><category term='şiir'/><category term='dua'/><category term='kitap'/><title type='text'>hayatın akışına dair yorumlar..</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-37525540389250080</id><published>2010-09-19T12:39:00.001-07:00</published><updated>2010-09-19T12:49:49.000-07:00</updated><title type='text'>Enerjiler değişiyor</title><content type='html'>Bugün şehirlerarası bir otobüsle yolculuk yaptım.Önümde oturan bir genç erkek ve koridorun öteki tarafında oturan bir genç kız kitap okuyordu.Herikisi de görüş mesafemde oldugundan ve ben de kitaplara fazlaca ilgi duyduğumdan herzamanki gibi ne okuduklarına baktım.Önümdeki erkek Elif Şafak'ın Aşk kitabını;kızsa Aykut Öğüt'ün "Evrenden Torpilim Var" kitabını okuyordu.Herikisi de daha önceden okudugum kitaplar.Begenelim begenmeyelim ikisi de farklı tarzlarda da olsa içsel yolculuk/kişisel gelişim kitapları..Gözlemim hoşuma gitti.Toplumda insanların bu tarz kitaplarla kendini keşfe çıktıgını,farkındalıkların giderek artacağını ve daha huzurlu ve sevgi dolu insan ilişkilerinin yaşanacağını hayal ettim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-37525540389250080?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/37525540389250080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/09/enerjiler-degisiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/37525540389250080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/37525540389250080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/09/enerjiler-degisiyor.html' title='Enerjiler değişiyor'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-6471873228481378977</id><published>2010-09-13T11:39:00.000-07:00</published><updated>2010-09-13T12:02:47.245-07:00</updated><title type='text'>Teşekkür yazısı</title><content type='html'>Gectiğimiz hafta cok sevdiğim bir arkadasım "nostalji" baslıgıyla bana geçmişte yapmıs oldugumuz mailleşmeleri yollamıs.Sanırım 2,5 yıl önce,tam krizin ortası.Ben işyerinde tüm gün neredeyse boş oturuyor,bahsettiğim arkadasımla da gun boyu bolca mailleşiyordum.Genelde konularımız içsel hallerimiz üstüneydi.Bir mailde ben tasavvufla ilgili okudugum kitaplardan bahsederken,o da bana "içimdeki yolculuk"isimli siteden,bu siteyi olusturan Nil Avunduk isimli kişinin seminerlerinden bahsetmiş,ben de heyecanla hemen siteyi incelemiş ve seminerlere gitmeye karar vermiş idim.İşte arkadasım o mailleşmemizi saklamıs,onca aradan sonra bulmus,bana tekrar göndermiş.Gecen 2,5 senede arkadasımla eskisi kadar yazısamaz olduk.Bizim sektörde kriz bitti,işler acıldı;arkadaşım bölüm değiştirdi,işleri inanılmaz yogunlastı.Bu maili tekrar önümde görünce,eski yazışmalarımızı okuyunca çok duygulandım.Cunku o mail aslında benim için bir dönüm noktasıydı.Bu sayede seminerlere katılmıs,korkularımla tanısmıs,cevremdeki herkesin bana nasıl ayna oldugunu öğrenmiş,dogru olumlama nasıl yapılır uygulama fırsatı bulmustum.&lt;br /&gt;Şimdi içimden bu teşekkur yazısını yazmak geldi.Öncelikle karsıma kendimi geliştirmek ve değiştirmek için yollar acan Allah'a,bana mailiyle etkili bir dokunus yapan arkadasıma ve kişisel gelişim ve farkındalık konusunda geliştirdiği  gayet basit ve etkili yöntemleri herkesle paylaşan ,her takıldığımda yazdıgım maillerime gayet sevecenlikle cevap veren Nil Avunduk ve onunla çalısan diğer hocalara..&lt;br /&gt;İnsan bir kere değişmeye niyet edince hoca ayagına gelirmiş ya,benim de öyle olmustu,bu maille hatırladım.Yollar ve yöntemler cok,ama hepsi aynı yere ulasıyor..Mesele kendine uyanı secmekte..Ben bu konuda onca kitap okudum,site ziyaret ettim.Ama dönüp dolaşıp "içimdeki yolculuk"ta tavsiye edilenleri yaptım..İyi ki de yaptım,yapmaya devam ediyorum.(Acıkcası ben sadece bu hayatımla ilgilendim,sadece onu temizlemeye niyet ettim.Bircok sprituel uygulamada oldugu gibi,Nil Avunduk da gecmiş yasamlardan ,onları da temizlememiz gerektiğinden bahsediyordu.Ben reenkarnasyona inanmadıgımdan gecmiş hayat çalısmalarına katılmadım.Bunu da acık yüreklilikle paylaşmak istedim...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-6471873228481378977?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/6471873228481378977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/09/tesekkur-yazs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/6471873228481378977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/6471873228481378977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/09/tesekkur-yazs.html' title='Teşekkür yazısı'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-2959531813661710148</id><published>2010-06-15T07:47:00.001-07:00</published><updated>2010-06-15T08:19:25.611-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meditasyon'/><title type='text'>Atlı Karıncada Bir Tur Daha</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/TBeZtc3WulI/AAAAAAAAAEA/agHHS7ax89U/s1600/211531_2.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 138px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483020077468400210" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/TBeZtc3WulI/AAAAAAAAAEA/agHHS7ax89U/s200/211531_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz hafta uyguladığım bir meditasyon sırasında kendiliğinden "kendim için acı yaratmayı bırakıyorum"cümlesi geçiverdi içimden ve tüm meditasyon boyunca tekrarladım durdum.Bilinçaltı kayıtlarımızı değiştirmedikçe benzer acıları tekrar tekrar yaşadığımızı biliyordum zaten ama bu hissettiğim başka birşeydi.Bir de bu acıların konforlu bir bölgesi vardı yaşarken ,bunu hissetmiştim.Yaşadığım acı bazen sorumluluklardan kaçmak için,"hayır"diyebilmek için,çevremin benden beklentiyi bir dönemliğine bitirmesi için bir sığınak oluyordu.Öyle ya kendi derdimle ugrasırken bir de şunu nasıl arıyabilirdim,ya da buna nasıl zaman ayırabilirdim...Düşündüm ;gerçekten de suçlanma,değersizlik,sevilmeme,başarısızlık gibi birçok korkumun üzerini örtüyordu bazen acılarım,bahane oluyordu..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kendimle ilgili bu keşiften sonra bugün,Tiziano Terzani'nin Atlı Karınca'da Bir Tur Daha adlı kitabından alıntılar okuyordum.Yazar kanser olduğunu öğrendikten sonra hayatındaki birkaç kişi dışında herkesle irtibatını koparıp tedavi için Amerika'ya gitmiş.Bu süreci anlatırken de şu cümleleri yazmış:&lt;em&gt;Daha önce bana saldıran herşeye karşı kendimi bu kalkanla savunuyordum.Hayatın sıradanlığına,sosyal görevlere ,sohbet etmeye karşı bir duvar oluşturmuştum.Kendimi hiçbir konuda görevli hissetmeme ve suçluluk duymama hakkını keşfetmiştim.Mutlak olarak özgürleşmiştim.İnsan hayatın tadını çıkarmak için mutlaka acı mı yaşaması gerekir?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte özgürleşmeyi kendine hak görebilmek için daha da acı deneyimlere tutunanlar da varmış diye düşündüm.Evet yakın zamanda sıkı bir deneyim atlattım kendimce,ama içimde bir farkındalık ışığı daha yandı,korkularımın üzerine acının örtüsünü çekmiyorum artık,sanırım birazcık daha cesurum...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-2959531813661710148?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/2959531813661710148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/06/atl-karncada-bir-tur-daha.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2959531813661710148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2959531813661710148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/06/atl-karncada-bir-tur-daha.html' title='Atlı Karıncada Bir Tur Daha'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/TBeZtc3WulI/AAAAAAAAAEA/agHHS7ax89U/s72-c/211531_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-7266040124675867944</id><published>2010-05-23T06:18:00.000-07:00</published><updated>2010-05-24T08:16:14.607-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>okyanus kenarında çukurlar..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S_ksrtwg7gI/AAAAAAAAAD4/kBPKcpU5yWc/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474455951574625794" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 113px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S_ksrtwg7gI/AAAAAAAAAD4/kBPKcpU5yWc/s200/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tanrılar okulunda yazıyordu galiba;plan yapmak okyanus kenarına çukur açmaya benzer ,sen açarsın ,dalgalar gelir açtıklarını doldurur,yok eder diye..Şu an tam da bunu yaşıyorum,sanırım ihtiyacım olan ders bu..O kadar detaylı açtım ki çukurumu,en ufak bir kum tanesi bozacak diye korka korka,arada gelen küçük dalgaları bazen görmezden gelerek ,bazen onlara başka anlamlar yükleyerek..Sonra geldi kocaman dalga..Herşey dümdüz..Herşey olması gerektiği gibi aslında..Ve ben de birkez daha öğreniyorum teslim olmayı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-7266040124675867944?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/7266040124675867944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/05/okyanus-kenarnda-cukurlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7266040124675867944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7266040124675867944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/05/okyanus-kenarnda-cukurlar.html' title='okyanus kenarında çukurlar..'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S_ksrtwg7gI/AAAAAAAAAD4/kBPKcpU5yWc/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-2493395509665118712</id><published>2010-03-25T10:10:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T10:47:01.992-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Elimden gelenin en iyisini yapıyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6uhCbw-TPI/AAAAAAAAADw/W9NR4WXl0qI/s1600/louise_hay_280.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 179px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6uhCbw-TPI/AAAAAAAAADw/W9NR4WXl0qI/s200/louise_hay_280.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452628837047094514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dun yakın bir arkadaşımdan bir mail aldım.İşiyle ilgili yaşadığı kararsızlıkları ve çıkmazları anlatan bir mail.Sonu şöyle bitiyordu:Neden ben böyleyim,neden kendimi bir türlü sevemiyorum?&lt;br /&gt;Yazıyı okuyunca bir an durdum.Arkadaşım kendi sorunlarını anlatıyordu ama bana benle ilgili çok güzel bir ipucu vermişti yazdıklarıyla.O an farkettim,kendimle içdünyamla ilgili onca çalışma yapmaya çalışıyordum.Ama son dönemlerde en önemli noktayı atlamıstım.Kendime karsı ne kadar acımasız oldugumu..İşler yolunda giderken hersey iyi guzeldi,kendimle barısıktım.Ama istediğim birşeyi hayatıma getiremediğimde alttan alta kendimi sucladıgımı farkettim.Sürekli içsel çalısmalarımda birseyleri eksik yaptıgım,yetersiz oldugum düşüncesi beni alttan alta rahatsız edip duruyordu.&lt;br /&gt;Şu sıralar Louise Hay'in Pozitif Gücün Büyüsü adlı kitabını tekrar okuyorum.Dün kendimle ilgili tespitimden hemen sonra kitabı kaldığım yerden açtığımda karşıma "Kendinizi nasıl sevebilirsiniz"bölümü çıktı.Demek tekrar okumamın bir nedeni varmıs diye gülümsedim.Tabi bir yandan da zihnim konusup duruyor hala..Sen de kendinle ilgili farkındalık çalısmaları yaptıgını zannediyorsun onca zamandır,en önemli adım kendini sevmek,bunu nasıl atlarsın diye yine beni suçlama çabalarında.Dedim ki kendi kendime bu dönem baskın olan duygum bu ne yapayım..Birşeyleri hayatıma getirmeye çalısırken kendimi fazlaca hırpalamısım.Şimdi bir de beni bunun için suclama sevgili egom.Sonra kitaptan o bölümü okumaya başladım.&lt;br /&gt;Louise Hay "kendini sevmek"konusunda 10 adım önermiş.&lt;br /&gt;1.Kendinizi eleştirmekten vazgeçin.Hepimiz bazı açılardan güvensiziz,çünkü hepimiz insanız.Mükemmelmiş gibi davranmamayı öğrenelim.&lt;br /&gt;2.Kendinizi korkutmaktan vazgeçin.Küçük bir sorunu alıp ondan canavar yaratmayın&lt;br /&gt;3.Kendinize karşı nazik ve sabırlı olun.Çoğumuz ,hemen tatmin olma tutkumuz yüzünden acı çekeriz.&lt;br /&gt;4.Kendi zihinlerimize karşı nazik olmayı öğrenmeliyiz.(İşte bu madde bana)Olumsuz deneyimlerimiz için kendimizi suçlamayalım.Deneyimlerimizden ögrenebiliriz.Kendimize karşı nazik olmak,tüm suçlamaları bir kenara atmak anlamına gelir.&lt;br /&gt;5.Kendinizi övün&lt;br /&gt;6.Kendinizi destekleyin.İhtiyacınız oldugunda yardım desteği alırsanız gercekten güçlüsünüzdür&lt;br /&gt;7.Olumsuz özelliklerinizi sevin&lt;br /&gt;8.Bedeninize iyi bakın&lt;br /&gt;9.Kendinizi sevmenizi engelleyen bir sorunun nedenini bulmak için aynanın karsısına gecin ve sorun:Seni seviyorum.Bugun senin için ne yapabilirim?Seni nasıl mutlu edebilirim?&lt;br /&gt;10.Son olarak kendinizi &lt;strong&gt;şu an&lt;/strong&gt; sevin&lt;br /&gt;Maddelerin detaylarını okudugumda içimden kendime şevkatle sarılmak geldi.Kendim için yaptıgım onca çalışma o kadar emek,hepsini sevgiyle kutsadım.Sonuçta ben zaten şu ana kadar olan bilgimle birikimimle elimden gelenin en iyisini yapıyordum.Egom bir yolunu bulmus bana acımasızca eleştiriler yağdırıyordu.Şu sıralar kendime sık sık "elimden gelenin en iyisini yapıyorum"u hatırlatıyorum.Kendimi seviyor ve onaylıyorum.Ayrıca kişisel gelişim kitaplarını tekrar tekrar okumanın ne iyi birşey oldugunu birkez daha anladım.Her seferinde farklı bir yönlerini açıyorlar insana.Hersey ihtiyacımız oldugu anda bize geliyor.Bazen bir maille,bazen kitapla.Kendimizi sevmeyi bir nefes alışı bile unutmamayı diliyorum ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-2493395509665118712?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/2493395509665118712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/elimden-gelenin-en-iyisini-yapyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2493395509665118712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2493395509665118712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/elimden-gelenin-en-iyisini-yapyorum.html' title='Elimden gelenin en iyisini yapıyorum'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6uhCbw-TPI/AAAAAAAAADw/W9NR4WXl0qI/s72-c/louise_hay_280.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-7537389395987212384</id><published>2010-03-18T11:39:00.000-07:00</published><updated>2010-03-18T12:25:23.174-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Yargısız Olmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6J-GKqSGMI/AAAAAAAAADo/sR5oVbaO-Sw/s1600-h/judgement.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 196px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6J-GKqSGMI/AAAAAAAAADo/sR5oVbaO-Sw/s200/judgement.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450057143477737666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda karşıma çıkan olaylara iyi ya da kötü yaftası yapıştırmak beni hep ters köşeye yatırıyor.Birgün bir telefon geliyor,sevinçli bir gelişme,ben daha telefonu kapatırken bakıyorum ki o gelişme üzerine 5 yıllık bir plan yazıvermişim tüm detaylarıyla..Sonra ne mi oluyor,öylece kalıveriyor o sevinçli olay,daha öteye gitmiyor,tabi benim yazdıgım plan tutmuyor.Bu durum üzerine düşünüyorum son günlerde.Hayal kurmak ,birşeyler istemek hayattan,çok güzel..Bunu zaten tüm spiritüel öğretiler söylüyor.Ama yaşam sürecinde" sadece isteyip bırakmak,takip enerjisi yaratmamak"lazım.Plan yapmak da detaya kaçınca egoya ait bir olgu oluveriyor.Keza olumsuz gözüken durumlar için de aynı şey söz konusu.Ne zamandır istediğim birşey var ki ,son iki senedir öyle bir takip enerjisindeyim ki sorma gitsin.Zihnim konuyla ilgili minnacık bir sinyali bile kaçırmıyor.Alıyor malzemeyi eviriyor çeviriyor,olacak mı olmayacak mı sürekli bunun derdinde,ben de farkındayım durumun ama zayıf noktadan yakalamıs beni,gayet güzel kullanıyor durumu.Tabi olay patlayınca da bende bir gerginlik,hayalkırıklıgı,küskünlük hali.Bugün yine aynı moddaydım,aynı gün içinde istediğim iki önemli şeyle ilgili biri için güzel biri için olumsuz olabilecek gelişme oldu.Ve bir anda içimden bir ses YARGIYI BIRAK dedi.Evet bana acı veren,hayalkırıklığı ve küskünlük yaratan şey tamamen benim olayları yargılamamdan kaynaklanıyordu.Bir anda aklıma defalarca hatmettiğim "şimdinin gücü" kitabı geldi.Üstad Eckhart Tolle'den.En son okudugumda kitaptan şu temel cümleleri bir not kağıdına yazıp işyerinde karşıma koymustum.1-Olana teslim ol 2-Yargılama 3-Yoğun şekilde şimdide mevcut ol 4-İçsel bedeninin enerji alanıyla temasta ol.Hani hep derler ya içselleştirmek istediğiniz şeyleri yazın görebileceğiniz bir yere koyun diye.Biranda sağolsun bilinçaltım 2. maddeyi getiriverdi aklıma.Ve ben anladım ki sorun benim olanları yargılamamda,gerek iyi gerek kötü.. Hemen aldım elime kitabı .Ve aslında kendimce hayatımda uyguladığımı düşündüğüm"olanı kabul et" kuralına uymadığımı anladım bu iki olayda.&lt;br /&gt;Şöyle yazıyor kitapta:&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ve siz olanı tümüyle kabul ederek yaşadığınızda -ki bu akıllıca yaşamanın tek yoludur-artık yaşamınızda iyi ya da kötü diye birşey olmaz.Sadece kötüyü de içeren yüksek bir iyilik(en yüksek hayır)vardır.Ancak zihnin perspektifinden görüldüğünde ,iyi-kötü,hoşlanma-hoşlanmama,sevgi-nefret vardır..&lt;/em&gt;Hayat bunları güzelce öğretene kadar işin ucunu bırakmıyor valla:)&lt;br /&gt;Son söz:Yargıyı bırakıyorum ve güveniyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-7537389395987212384?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/7537389395987212384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/yargsz-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7537389395987212384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7537389395987212384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/yargsz-olmak.html' title='Yargısız Olmak'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S6J-GKqSGMI/AAAAAAAAADo/sR5oVbaO-Sw/s72-c/judgement.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-4522956839115960388</id><published>2010-03-11T08:43:00.001-08:00</published><updated>2010-03-11T09:04:38.115-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>Korku ile çıkılan yolda..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S5kiXL-gxJI/AAAAAAAAADY/HVf4Fw7uRUg/s1600-h/22.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 101px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S5kiXL-gxJI/AAAAAAAAADY/HVf4Fw7uRUg/s400/22.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447423006028645522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta en yakın arkadasımın bulusma tekliflerini bir kaç kez geri çevirmek durumunda kaldım.En son cuma bir iş görüşmesi için Avrupa yakasına gececeğimi ögrenince tekrar bulusup kahve içmeyi önerdi.O Avrupa yakasında oturur ben Anadolu,ama bir yolunu bulup sık sık bulusuruz.Gecen hafta bir turlu denk gelmedi .Birkaç kez reddeden taraf da ben olunca ,işin içinde yakın arkadası üzme korkusu da olunca cuma aksamustu Taksim'de buluşmayı kabul ettim.Ancak ederken de aklıma gelen ilk şey 1-2 saatlik bulusmadan sonra eve dönmek için ayrıldıgımızda benim içine gireceğim köprü trafiği oldu.Ama hiçbirşey söylemedim arkadasıma,kendimce bir itiraz daha edecek hakkım  yoktu cunku.Sonuç,saat 16 bulusma,bir kahve içip ayrılış 18,00.Ve benim trafikte kalış sürem Taksim-Erenköy arası 2saat40 dakika..Yol boyunca önce sakin kalmaya çalıstım,sonra bir kahve içmek ugruna kendimi bu trafige soktugum,hayır diyemediğim için kendimi yedim.Bu arada eşim de telefonla arayıp cuma trafiğini nasıl akıl edemediğimi sık sık  hatırlatıp olaya tuz biber ekti:)Eve geldiğimde önce Deniz'e sakın bu konuda konusma dedim:)Sonra düşündüm.Ben zaten 1-1,5 saatlik bir trafiği göze almıstım ama bu katmerli olmustu.Ama ben çekmiştim kendime bu eziyeti.Baştan korkularımı aşıp "hayır"diyebilseydim,ya da bulusma fikrinde ilk aklıma gelen trafik olmasaydı böyle bir bedel öder miydim?Sanmıyorum..Ya da trafikte kalsam da bu kadar gergin gecirmezdim yola sevgiyle koyulsaydım..Hani hep derler ya iki secenek var hersey için ya korku ya sevgi,işte bu da korkuyla cıkılan yola dair küçük bir anı oldu benim için.Hayır diyebilmenin-en sevdiklerime dahi-kendi sınırlarımı koruyabilmenin önemini hatırlattı bana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-4522956839115960388?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/4522956839115960388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/korku-ile-cklan-yolda.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/4522956839115960388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/4522956839115960388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/03/korku-ile-cklan-yolda.html' title='Korku ile çıkılan yolda..'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S5kiXL-gxJI/AAAAAAAAADY/HVf4Fw7uRUg/s72-c/22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-3915321565795304969</id><published>2010-02-22T04:53:00.000-08:00</published><updated>2010-02-22T05:42:07.059-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>Değişim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S4KJDCds9aI/AAAAAAAAADQ/VVVoTBKIfr8/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 105px; height: 120px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S4KJDCds9aI/AAAAAAAAADQ/VVVoTBKIfr8/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441061985111045538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son 7 yıldır çalıştığım işyerinden gecen ay ayrıldım..Hayatımdan bir anda cıktı gitti.2005 yılında anlamıstım artık orada olmak istemediğimi.Ama korkularım beni mıhlamıştı adeta oraya.Hiçbiryere kıpırdayamıyordum.Ne yaptıgım işi seviyordum artık,ne çalışma ortamımı,ne arkadaslarımı..Sürekli şikayet edip duruyordum.Tüm bu şikayetlerime ve dedikodularıma ortak olacak bir sürü de iş arkadaşım vardı.Yöneticileri,müşterileri,başka departmandakileri,birbirimizi çekiştirip suçlayıp duruyorduk.Ama yetersizlik,parasızlık ve güvensizlik korkularımızdan dolayı burnumuzun ucunu bile çıkartamıyorduk şirket dışına.&lt;br /&gt;Sonrasında yavaş yavaş bende sorgulamalar başladı..Peki ama neden böyleydi.Sevdikleri işleri yapan insanlar nasıl oluyor da yapabiliyorlardı?&lt;br /&gt;2008 temmuzunda birşekilde farkındalık çalışmaları hayatıma girdi.Hazır olunca öğretmen gelirmiş misali..Başladım ben tam gaz çalışmaya..Peki ama neden sevmediğim bu işi hayatımdan çıkartamıyordum hala?Kendime kızmaya başlamıstım."ben sevdiğim işte çalısıyorum ve bol para kazanıyorum"diye kendimce bir olumlama söyleyip duruyordum..Eee neden olmuyordu ?Bu noktada çok değer verdiğim bir hocadan cevap geldi..Bana şöyle demişti:"Orası senin için bir okul,önce orayı sevip kabul etmeyi öğren,her haliyle..Sana birşeyler öğretmek için girmiş senin hayatına.Sonra yaptığın işi nefret ederek değil sevgiyle yapmaya gayret et.Ayrıca çalışma ortamında eleştirdiğin tahammul edemediğin her kim varsa onlar senin aynan.Aslında onlardaki tüm kızdıgın huylar sende de var.Her gözüne çarpan olumsuzlugu hemen çalış,Sor kendine ,ben bunu kendi hayatımda kime ve neden yapıyorum Tek tek temizlemeye çalış bu huylarını,egonla değil sevginle hareket etmeyi öğren.."Bunun üzerine bende sorgulama süreci hızlandı.Açıkçası kendi iç çalışmalarımı yapmak,bana aynalık etmek için cok verimli bir ortamdı.Hemen her gun huzursuzluk eksik olmuyordu .Ve ben çalıstım.Son 1,5 yıl boyunca gayretle..Bazen ihmal ettim,bazen de pes ettim.Ama değişim azmim yolumu aydınlattı her zaman..Tek tek herkesi inceledim.Pinti dediğim arkadasıma baktıgımda kendi cimriliklerimi buldum,küçük hesaplarımı.Tüm gün sucluluk duygusuyla dolasıp,müdür gelip beni herhangi birşeyden sucladıgında kendi enerjimle suclandıgımı anladım,ona kızmadım,teşekkur ettim.Küçük başarılardan büyük havalara giren arkadaslarım bana basarıyı,gücü,kibiri sorgulattı.Tüm bunlara verdiğim anlamları gözden gecirdim.Hepsinin sonsuz kaynak olan yaratıcıdan geldiğini,dışsal koşullarla kazanılan güç ve basarının ne kısa ömürlü oldugunu anladım..Günü kurtarmak için söylenen küçük beyaz yalanların hayatımda nasıl gedikler açtığını,geri dönüşünün hiç de hoş olmadıgını gördüm.&lt;br /&gt;Hiç acele etmeden yavas yavas calıstım,hergun karsıma bir mevzu cıkıyordu nasılsa.Sonra hayatıma doldurdugum işle ilgili kötü düşünceler bittikçe sevgi doldurmaya başladı yerini.İşimi severek yapıyordum,masamı seviyordum,müşterilerimi seviyordum,işlerim rast gitmeye baslamıstı.Sanki şirketteki bir çok olumsuzluk beni pas geciyordu.Gercek bir sevgi ve kabul geldi işle ilgili hayatıma.Ondan sonra da çalışma hayatımla ilgili aslında ne istediğim şekillendi kafamda.Küçük adımlar atmaya başladım hayallerimle ilgili.Ve bir anda sevgiyle hayatımdan cıktı bir zamanlar kurtulmaya calıstıkça üzerime yapışan işim..Şu anda nereye gitmek istediğim belli,ne yapmak istediğim de öyle..Hayalime ulaşmak için elimden geleni ben yapıyorum,gerisini her zamanki gibi Allah'a bıraktım,nasıl olsa benim için halleder:)Bu arada da yıllardır çalıstıktan sonra özgür anlarımın tadını cıkarıyorum ..Gecmişte bıraktıgım iş ortamıma ve gelecekte beni bekleyenlere de kalbimden sevgilerimi ve iyi niyetlerimi yolluyorum bolca..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-3915321565795304969?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/3915321565795304969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/02/degisim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3915321565795304969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3915321565795304969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/02/degisim.html' title='Değişim...'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S4KJDCds9aI/AAAAAAAAADQ/VVVoTBKIfr8/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-6702215305101571457</id><published>2010-01-27T09:30:00.000-08:00</published><updated>2010-01-27T10:06:41.639-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meditasyon'/><title type='text'>İç dünyamdan ortaya karışık..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S2CATCLdiSI/AAAAAAAAADE/ucTg7l7gYRM/s1600-h/imagesCA249UIC.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 97px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S2CATCLdiSI/AAAAAAAAADE/ucTg7l7gYRM/s400/imagesCA249UIC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431482215099631906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçimi didikleyip duruyorum nicedir..Karşıma cıkan herseye ders diye bakıyorum..Bazen içim sıkılıyor olmuyor işte diyorum yapamıyosun,kızıyorum kendime..Bazen sadece varolmanın bile ne kadar muhteşem olduğunu düşünüyorum,bazen dayanamıyorum kendime ..İsteksizliği istiyorum,ihtiyaç duymamayı..Sonra insanım ya birşeyleri istiyor gönlüm,acele ediyor..Muhteşem düzenin/düzenleyenin zamanlamasıyla değil kendi zamanımla istiyorum,olmuyor,savruluyorum..&lt;br /&gt;Bazen koca bir buz kütlesini kırmış patlatmış gibi bir zihin kalıbımı oynatıyorum yerinden..Beni en çok zorlayan olayların en büyük zihin kalıplarımı yıkayım,yerine sevgiyi yerine teslimiyeti koyayım diye geldiğini hissediyorum hayatıma...Varoluşumu ispatlamak için hiçbirşeye gereksinimim yokmuş meğerse..Ama ben varolduğumu herkes bilsin onaylasın diye ne çok çabalamışım..Hem de bu korkum öyle sinsi öyle derinlerdeymiş ki epeyce dolaştım bilinçaltımın derinliklerinde..Teslimiyetle yaşadığımı sanırdım,ne çok kontrol ediyormuşum herşeyi kendimi sağlama almak için ,hiç de işe yaramamış oysa..Bu yakınlarda epeyce zorluyor beni kontrolü bırakmak ..O kadar yapışmışım ki kontrol mekanizmalarıma; başta zihnime,ben bırakmadıkça bırakayım diye sarsılıyorum derinden..Ya onaylanma ihtiyacım,kendimi kendim onaylasam yetmiyor mu?Hakettiklerimin tadını çıkarmak,hakettiğimi düşünmek güzellikleri..Şükretmek hayatımda olanlara ve olmayanlara...Lafta değil ta içten yapmak yapabilmek..Başkalarına bakarak değil kendi durduğum noktadan tanımlamak kendimi...Ne zaman incelikle planlasam dağılıyor unufak oluyor planlarım..Anladım hiçbirşeye tutunmadan ,sevdiklerine incelikle bağlı olup bağımlı olmadan yaşamak lazım ..Detaylara boğulmadan yaşamak..Egom pusuda ,iyi niyetli kendimi geliştirme çabalarımda bile rahat bırakmıyor beni.Hatta o zaman daha cok saldırıyor mu ne?Yetersizsin diyor,eksik yapıyosun..Hoşgörü lazım hoşgörü ,önce kendime..Ve saygı emeğime..Bir de gizli kibir var en çok korktuğum..Bazen dedikodu yapan ,öfkelenen insanları yargılarken buluyorum kendimi içten içe..Sanki bana ayna olduklarını bilmezmişim gibi...&lt;br /&gt;Temizlenmek ve olgunlaşmak için çıkmışız hepimiz bu yola..Ne olur sanki unutmasam bu bildiğimi..Bugün yine bir ara unuttum da yazmak iyi geldi:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-6702215305101571457?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/6702215305101571457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/ic-dunyamdan-ortaya-karsk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/6702215305101571457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/6702215305101571457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/ic-dunyamdan-ortaya-karsk.html' title='İç dünyamdan ortaya karışık..'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S2CATCLdiSI/AAAAAAAAADE/ucTg7l7gYRM/s72-c/imagesCA249UIC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-7855965764476648621</id><published>2010-01-22T13:40:00.000-08:00</published><updated>2010-01-22T13:52:14.134-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>Ben İçeri Düştüğümden Beri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1ocw9prpsI/AAAAAAAAAC8/ongU0CpD2J4/s1600-h/imagesCAPHZ01Y.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 110px; height: 118px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1ocw9prpsI/AAAAAAAAAC8/ongU0CpD2J4/s400/imagesCAPHZ01Y.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429683928257242818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Çok iyi bir şiir okuru sayılmam,ancak geçenlerde karşıma bu şiir çıktı,Nazım Hikmet Oratoryosunda Genco Erkal tarafından okunmuş..Tüylerim diken diken oldu,Nazım Hikmet'in ne kadar büyük bir şair olduğunu bir kere daha anladım..Bilenler hatırlasın,bilmeyenler tanışsın istedim :))&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya &lt;br /&gt;Ona sorarsanız: ’Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...’ &lt;br /&gt;Bana sorarsanız: ‘On senesi ömrümün...’ &lt;br /&gt;Bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene &lt;br /&gt;Bir haftada yaza yaza tükeniverdi &lt;br /&gt;Ona sorarsanız: ’Bütün bi hayat...’ &lt;br /&gt;Bana sorarsanız: ‘Adam sende bi hafta...’ &lt;br /&gt;Katillikten yatan Osman; ben içeri düştüğümden beri &lt;br /&gt;Yedibuçuğu doldurup çıktı. &lt;br /&gt;Dolaştı dışarda bi vakit, &lt;br /&gt;Sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar. &lt;br /&gt;Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocuğu olacakmış baharda... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar. &lt;br /&gt;Ve o yılın titrek, uzun bacaklı tayları, &lt;br /&gt;Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldu çoktan. &lt;br /&gt;Fakat zeytin fidanları hala fidan, hala çocuktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri... &lt;br /&gt;Ve bizim hane halkı, bilmediğim bir sokakta, görmediğim bi evde oturuyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene &lt;br /&gt;Sonra vesikaya bindi &lt;br /&gt;Bizim burda, içerde &lt;br /&gt;Birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayin için &lt;br /&gt;Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz &lt;br /&gt;Daşov kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşimaya &lt;br /&gt;Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman &lt;br /&gt;Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi üçünden bahsediyor amerikan doları &lt;br /&gt;Fakat gün ışığı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri &lt;br /&gt;Ve karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular yarı yarıya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya &lt;br /&gt;Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine &lt;br /&gt;‘Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar. &lt;br /&gt;Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar, &lt;br /&gt;Ve kahreden yaratan ki onlardır, &lt;br /&gt;Şarkılarda yalnız onların maceraları vardır’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gayrısı &lt;br /&gt;Mesela, benim on sene yatmam &lt;br /&gt;Laf’ı güzaf... &lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nazım Hikmet Ran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-7855965764476648621?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/7855965764476648621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/ben-iceri-dustugumden-beri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7855965764476648621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/7855965764476648621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/ben-iceri-dustugumden-beri.html' title='Ben İçeri Düştüğümden Beri'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1ocw9prpsI/AAAAAAAAAC8/ongU0CpD2J4/s72-c/imagesCAPHZ01Y.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-2950665682537782318</id><published>2010-01-18T10:18:00.000-08:00</published><updated>2010-01-18T10:24:36.293-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>Severim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1SnQEnueNI/AAAAAAAAAC0/Tc4OqYo1Bos/s1600-h/s.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 119px; height: 119px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1SnQEnueNI/AAAAAAAAAC0/Tc4OqYo1Bos/s400/s.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428147345448401106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde öğle saatlerinde otobüsle karşıya geçerken kış güneşinin camdan tatlı tatlı beni ısıttığını farkettim...Sonra düşündüm bu duyguyu ne kadar sevdiğimi..Hemen ardından gökyüzünün o berrak masmavi haline ve bembeyaz bulutlara baktım.Takıntılı bir gökyüzü aşığıyım ben,her halini seviyorum gökyüzünün.İnanılmaz bir dinginlik ve sonsuzluk hissi kaplıyor içimi her kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda...Bir anda düşünmeye başladım,aslında hayatta ne çok sevdiğim şey var diye..Kendi kendime hemen aklıma gelenlerden bir liste cıkardım,içim mutlulukla doldu..Şükran duydum Yaratıcıya tüm bunları sevdiğim için,güzel duygular hissedebildiğim için...Severim listemden aklıma gelenler: &lt;br /&gt;Kış güneşi &lt;br /&gt;Gökyüzü &lt;br /&gt;Bebekler&lt;br /&gt;Haftasonu kahvaltıları &lt;br /&gt;Haftasonu kahvaltıları üzerine içilen türk kahvesi eşliğinde tek bir sigara &lt;br /&gt;Suadiyeden Fenerbahceye sahilde yürümek her hava koşulunda &lt;br /&gt;Ağaçları izlemek &lt;br /&gt;Doğa(Karadeniz'de Çamlıhemşin yaylalarına gittiğimde ilk iki gün hayranlıktan ağlayıp durmuştum) &lt;br /&gt;Trekking yapmak &lt;br /&gt;Arkadaşlarımla geçirdiğim zamanlar &lt;br /&gt;Eminönü-Kapalıçarşı-Sultanahmet bölgesinde vakit geçirmek ,alışveriş yapmak &lt;br /&gt;Ezine peyniri &lt;br /&gt;Robert de Niro'yu izlemek &lt;br /&gt;Meditasyon-ibadet-dua &lt;br /&gt;İçimdekileri yazmak,düşünmek,duygu ve düşüncelerimi incelemek &lt;br /&gt;The Piano film müziği-Michael Nyman &lt;br /&gt;Harry Potter serisi &lt;br /&gt;Kahve çikolata eşliğinde kitap okumak veya film izlemek &lt;br /&gt;Radikal kitap eki &lt;br /&gt;Remzi kitapevi &lt;br /&gt;Beyoğlu pasajları &lt;br /&gt;Beyoğlu Cafe'leri &lt;br /&gt;Boğaz köprüüsünden geçerken Kızkulesinin oldugu taraftaki manzarayı izlemek &lt;br /&gt;Taksim Gezi parkından gözüken deniz manzarası &lt;br /&gt;Rock müzik &lt;br /&gt;Annemin yemekleri &lt;br /&gt;Annem teyzem kuzenim ben dörtlüsü olarak beraber gecirdiğimiz her türlü vakit &lt;br /&gt;Fransız sineması &lt;br /&gt;Ferzan Özpetek filmleri &lt;br /&gt;Enigma &lt;br /&gt;Deniz'le tatile gitmek &lt;br /&gt;Yeni okuduğum bir kitabın veta izlediğim filmin yorumlarını ekşi sözlükten okumak &lt;br /&gt;İhsan Oktay Anar külliyatı &lt;br /&gt;Umut Sarıkaya karikatürleri &lt;br /&gt;Beyaz Fırın mamülleri &lt;br /&gt;Art cafe pastası&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-2950665682537782318?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/2950665682537782318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/severim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2950665682537782318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/2950665682537782318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/severim.html' title='Severim...'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S1SnQEnueNI/AAAAAAAAAC0/Tc4OqYo1Bos/s72-c/s.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-8970140818955660086</id><published>2010-01-14T12:58:00.000-08:00</published><updated>2010-01-18T10:18:07.279-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>GÖKYÜZÜ ŞOV YAPIYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0-HXlJ0jtI/AAAAAAAAACs/NlIuzXNPMQQ/s1600-h/V5CA8RHS0BCATE46XRCA2PXY22CA03U3A3CAVX3DIDCAWUIVVXCAR04965CAPOSRSICAHXRIJJCA5L2MIOCADNLXQMCAMO97U2CA5X4KJICAW900HGCAE7H5YACA3E2KMLCAUS6LR0CAPRD1DSCACK5H1O.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 113px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0-HXlJ0jtI/AAAAAAAAACs/NlIuzXNPMQQ/s400/V5CA8RHS0BCATE46XRCA2PXY22CA03U3A3CAVX3DIDCAWUIVVXCAR04965CAPOSRSICAHXRIJJCA5L2MIOCADNLXQMCAMO97U2CA5X4KJICAW900HGCAE7H5YACA3E2KMLCAUS6LR0CAPRD1DSCACK5H1O.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426704915184783058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yakınlarda gökyüzünü izliyorum sürekli..Özellikle gün doğumu ve gün batımlarında muhteşem renklere bürünüyor.Geçen hafta bir sabah resmen somon ve bakır rengindeydi bulutlar.Ben yine hayretler içinde hayran hayran izledim gökyüzünü.Yeniyılın ilk pazarında saat 2 gibi sahile gittim yürüyüşe,yaklaşık 2-2,5 saat kaldım sahilde.Kapadı hava önce ,yağmur bastırdı,gökyüzü kapkara karardı,ama ufukta fenerbahce tarafında bulutlar arasında masmaviydi gökyüzü,dedim kendi kendime en karanlık durumlarda bile ufacık da olsa aydınlığı görebilmek ne güzel,ne umut verici...Ben böyle düşündüm ya,nedense enerjimi cok uyumlu hissediyorum evrenle bu yakınlarda,tam mola vereceğim sırada bir gunes cıktı caddebostan civarlarında,gunese karsı bir kahve ve kitap keyfi yaptım ki şahaneydi..Sonra dönüş yolunda gün batarken adaların üzeri kıpkırmızı kesildi. Dedim kendikendime gökyüzü şov yapıyor yine...Bu güzellikleri görmemi sağlayan gözlerimin varlığına şükürlerolsun:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-8970140818955660086?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/8970140818955660086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/gokyuzu-sov-yapiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/8970140818955660086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/8970140818955660086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/gokyuzu-sov-yapiyor.html' title='GÖKYÜZÜ ŞOV YAPIYOR'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0-HXlJ0jtI/AAAAAAAAACs/NlIuzXNPMQQ/s72-c/V5CA8RHS0BCATE46XRCA2PXY22CA03U3A3CAVX3DIDCAWUIVVXCAR04965CAPOSRSICAHXRIJJCA5L2MIOCADNLXQMCAMO97U2CA5X4KJICAW900HGCAE7H5YACA3E2KMLCAUS6LR0CAPRD1DSCACK5H1O.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-5294457286683476497</id><published>2010-01-04T11:16:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T11:21:47.083-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>Hayatta hiçbirşey tesadüf olmamalı..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0I_gczjhmI/AAAAAAAAACk/czn1BEdSq1A/s1600-h/writing-graphic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0I_gczjhmI/AAAAAAAAACk/czn1BEdSq1A/s400/writing-graphic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422966728028292706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir türlü bloguma düzenli yazmaya alışamadım.İçimi döktüğüm defterler ajandalar oldugu halde sözkonusu internet ortamı olunca otosansür uyguluyorum kendime.Sanal ortamda içimdekileri paylaşmak ,açık olmak konusunda zihnim engellerle dolu .Bu blog da  daha önce yazmıs oldugum birkaç yazıyla kalakaldı terkedilmiş.. &lt;br /&gt;Ancak gectiğimiz haftasonu bir organizasyonda İpek Aral Kişioğlu ile tanısıp sohbet etme fırsatım oldu.Kendisi insan kaynakları dünyasından bir profesyonel,aynı zamanda da blog(lar) yazarı..Sohbetimiz sırasında konu blog dünyasına geldi.İpek Hanım'a da blog yazma konusunda ne kadar ketum oldugumdan bahsettim.Hatta halihazırda bir blogum oldugunu ama ne zamandır tek satır yaz-a-madığımı söylemedim bile..İpek Hanımsa bana yazmanın ve paylaşmanın insanı nasıl geliştirdiğini ve rahatlattığını anlattı..Aslında yazmanın guzelliğini biliyor ve yasıyordum ama kendi dünyamda.. Başlıkta da dediğim gibi bence tesadüf değildi konusmalarımız.Blog dunyasına okuyucu olarak bayılıyorum zaten.Ben de düzenli yazacağım artık dediğim de cok oluyordu..Bu sohbetin üzerine yazma isteğim cesaret buldu.Zaten ne zamandır kendimle ilgili,kendimi bir cok konuda nasıl farkında olmadan engellediğim ve sınırladıgımla ilgili çalısmalar yapıyordum.Zihnimdeki tüm engelleri kaldırmaya niyet edeli cok oluyor. Saf bir niyetle cıkılan yolda dogru zamanlama ile önünüze fırsatlar geliyor..Yani tesadüfen gercekleşmiyor hiçbirşey...Tabi fısratların farkında olmak ,her dokunusun hayatımızda bizi nasıl etkilediğini farketmeye açık olmak lazım.Ben de günlük koşuşturmaca içinde çogu zaman mesajları kacırıyor ama bazen de yakalıyorum sanırım:)Sözün kısası bloga yazma konusunda bu sohbet engelleri yerinden oynattı..Umarım devamı gelir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-5294457286683476497?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/5294457286683476497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/hayatta-hicbirsey-tesaduf-olmamal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/5294457286683476497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/5294457286683476497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/hayatta-hicbirsey-tesaduf-olmamal.html' title='Hayatta hiçbirşey tesadüf olmamalı..'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/S0I_gczjhmI/AAAAAAAAACk/czn1BEdSq1A/s72-c/writing-graphic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-33861558390384326</id><published>2010-01-02T06:47:00.000-08:00</published><updated>2010-01-02T06:49:58.969-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><title type='text'>BOLLUK BEREKET</title><content type='html'>Sonsuz kaynak benim içimdedir ve ben onu harekete geçiriyorum &lt;br /&gt;Bolluk ve bereket içindeyim &lt;br /&gt;Bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılayacağım kaynaklara sahibim ve bunu kullanıyorum &lt;br /&gt;Gürül gürül akan bir çağlayan gibi hayatın nimetleri akıp gelir sürekli &lt;br /&gt;O çağlayanın içinde neşe ve huzurla yıkanıyor ve doya doya içip kanıyorum &lt;br /&gt;Her zaman içimdeki sonsuz kaynakla birlikte olduğumu bilirim &lt;br /&gt;Benim asıl zenginliğim işte ona sahip olmaktır ve bu duygu bütün zenginliği bana çeker &lt;br /&gt;Bolluk duygusu sahip olduğum şeyler dolayısıyla hissettiğim birşey değildir &lt;br /&gt;Varlığımın kendisi zaten ihtiyaçtan uzaktır &lt;br /&gt;Temizlenmek ve gelişmek ve olgunlaşmak için çıktığım bu yolda benim için en uygun araçlar her zamanyolumun üzerinde beni bekler &lt;br /&gt;Hayatımda bol sevgi,bol para,yeterli zaman,ve sonsuz bilgi her zaman mevcut &lt;br /&gt;Onlar tam zamanında karşıma çıkıyorlar &lt;br /&gt;Ben de uzanıp onları alıyorum &lt;br /&gt;O beni yarattı ve bütün ihtiyaçlarımın garantisini verdi bana.O beni sever &lt;br /&gt;O'nun katında ve yanında özel bir yerim olduğunu bilirim &lt;br /&gt;Şimdi ve gelecekte bütün ihtiyaçlarım O'nun garantisi altındadır &lt;br /&gt;Çalışarak,üreterek ve paylaşarak yaşadıkça bolluk bana akar &lt;br /&gt;Sahip olduğum bolluğu paylaşırken verdiklerimin bana çoğalarak geri geldiğini bilirim &lt;br /&gt;Bir elim bana sunulan bolluğu almak için yukarıdaysa,diğer elim ihtiyaçta olana vermek için aşağıdadır &lt;br /&gt;Böylece ben alma verme döngüsünü sürdürmüş olurum &lt;br /&gt;Kimsenin kalbini kırmamaya ,hakkını yememeye özen gösteririm &lt;br /&gt;Böylece bolluğun önünü kesecek enerjileri hayatımda barındırmam &lt;br /&gt;Her günümü neşe,mutluluk ve kahkaha ile doldururum &lt;br /&gt;Her bir saniyeyi bir gün gibi,her bir günü bir hafta kadar verimli yaşarım &lt;br /&gt;Cebimdeki her bir lira bin lira gibi bereketlenir &lt;br /&gt;Her yaptığım işe bütün dikkatimi ,bütün sevgimi katarım &lt;br /&gt;Her ne yapıyorsam en iyisini,en kalitelisini yaparım &lt;br /&gt;İşim benim imzam gibidir &lt;br /&gt;Ve her ürettiğim şey bana bir çok zenginlik katar &lt;br /&gt;Çünkü ben ürettiklerimle insanların hayatlarına anlayış,sağlık,umut ve konfor ve güzellik katarım.Ürettiklerim onların hayatlarında fark yaratır &lt;br /&gt;Onlar da bana bunun bedelini sevinçle öderler &lt;br /&gt;Bu arada gereksiz israftan,boşuna ve gösterişe yönelik harcamadan kaçınırım.Çünkü bilirim ki Tanrı israftan hoşlanmaz &lt;br /&gt;Gereksiz harcamalarda dikkatli,ama kendim ve başkalarının hayatına katkıda bulunacak harcamalar için cömertim &lt;br /&gt;Bolluğu hayatıma çeker ve bolluğu oluştururum &lt;br /&gt;Her an yaratıp çoğaltan Tanrının bu oyununa ben de katılmış olurum böylece &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki dua ya da olumlama (her ne derseniz) Şanal-Işık Elçi Günseli'ye ait .İnternette yayın yapan derki isimli spirituel dergide karşıma çıktı.Ben ilk okuduğum anda bayıldım.Bolluk bereket anlayışını bence o kadar güzel ve doğru ifade etmiş ki ,ben hergun okuyorum.Bana çok güzel bir enerji yüklüyor.Blogumla yeniden ilgilenmeye başlayınca hemen aklıma burada paylaşmak geldi.Üşenmedim yazdım.Okuyan herkese bolluk bereket getirmesini dilerim.:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-33861558390384326?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/33861558390384326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/bolluk-bereket.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/33861558390384326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/33861558390384326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2010/01/bolluk-bereket.html' title='BOLLUK BEREKET'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-5272429145575050187</id><published>2009-12-30T13:04:00.000-08:00</published><updated>2009-12-30T13:11:39.713-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>KİŞİSEL BÜTÜNLÜĞÜM</title><content type='html'>Gectiğimiz hafta tv8de Doğan Cüceloğlu ile İnsan İnsan'a programının konuğu Emre Kongar'dı.Programın tümünü izleyemedim ama izlediğim kısımda "özü sözü bir insan nasıl olur" bunu konusuyorlardı.Emre Kongar bizim kültürümüzde insanların yüzüne gülüp ya da güzel şeyler söyleyip daha arkasını döner dönmez dedikodusunu yapmanın nasıl da normal sayıldıgından bahsetti..Örneğin tanıdıgımız birinin yeni saç modeline methiyeler düzüp o kişiden ayrıldıgımız anda yanımızdaki diğerine "gördün mü ne kadar iğrenç olmus,hiç yakışmamış"cümlesini çok rahatlıkla kurabildiğimizi söyledi..Batı toplumlarında insanların bu tarz davranışlarda bulunmadıgından ,karsısındakinin yüzüne içinden hiç gelmediği halde güzel sözler söylemediğinden ama arkasından da çekiştirmediğinden bahsetti.Aslında bahsedilen tam bir kişisel bütünlükten yoksunluk haliydi..Bizim içinde yaşadıgımız kültürün bu kadar önemli bir konudaki bozuklugu nasıl normalleştirdiğini düşünüyorum ne zamandır.Mevlana bizim insanımız ..En meshur sözlerinden biri "ya oldugun gibi görün,ya göründüğün gibi ol."Mevlana'dan altın öğütler diye çerçevelettirip duvarlarımıza asıyoruz.Peki uygulamada neden böyleyiz ..&lt;br /&gt;   Herhangi bir konuya hem zihnen hem kalben dikkat kesilince sanki hep onunla ilgili şeyler dikkatini çeker ya insanın,benim de öyle oldu son zamanlarda.Program yayınlanmazdan evvel de bu konu beni mesgul ediyordu.Tabi kişisel bütünlük bozukluğu sadece yüze gülüp arkada konusma halinde tezahür etmiyor.Bazen sadece sevilmeme,kabul görmeme,yargılanma gibi korkularla kendimizle ilgili beyaz yalanlar uyduruveriyoruz rahatlıkla,farkında olmadan..Bazen kalbimiz başka şey söylüyor aklımız başka..Bazen kalbimiz aklımız uyuyor birbirine bu sefer de eylem aşamasında çuvallıyoruz...Ya da zihnimizdeki sese uyup birşey yapıyoruz,özgerceğimizi ifade etmekten o kadar uzak oluyor ki,sonra keşke uymasaydık diye ahvah ediyoruz..Zaten dualarımızın isteklerimizin neden bir türlü gercekleşmediğinin cevabı da bu kişisel butunluk meselesi değil mi..Hem sprituel öğretilerde hem de dinlerde bu böyledir."Sen kalben iste olur"deriz..Çünkü ellerimizi açar dua ederiz "bir ev istiyorum" diye,aklımız o sırada bu maaşa nasıl ev alıyorsun der..Allah'ın evrendeki sınırsız sonsuz hazinelerine inanmaz...Ayrıca yine yazının başında da bahsettiğim gibi bütünlüğümüzü bozan diğer mevzu karsımızdaki üzülmesin diye onunla ilgili söylediğimiz yalanlar...Çok yakışmış,harika olmuş,süper bir seçim..İçimizden bambaşka seyler gecerken bu cümleleri hangimiz kurmadık ki?&lt;br /&gt;   Ben kendimle ilgili konularda bütünlük sağlamak adına çok çabalıyorum.Hala kendimi sırf karsımdaki üzülmesin diye istemediğim birseyi yaparken buluyorum..Ya da artık çok çok aza indirsem de kendimle ilgili kabul görmeme korkusundan dolayı küçük yalanlar söylerken yakalıyorum.Bunların kökeni o kadar sinsi o kadar derinlerdeki,çogu zaman bir mantıklı kılıf uydurup egonuz hareketinizin haklı oldugu konusunda sizi ikna edebiliyor.Ancaaak bir konu var ki tıkandıgım o da ilk paragrafta bahsedilen konu,yani karsımdaki insana benim begenime sundugu birseyi hiç ama hiç begenmediğimi söyleyemiyorum işte.Arkasından dedikodusunu yapmıyorum Allaha sükür.Ama yüzüne de "güzel olmamıs,ben begenmedim"cok nadir diyorum.Sonra baslıyor ben de tabi iç hesaplaşma,"dogruyu söyleyemedim "diye hırpalayıp duruyorum kendimi..Gecenlerde cok yakın bir arkadasım Alman kayınvalidesine yeni aldıkları masa sandalye takımını gösterip fikrini sormus.Kadın da gayet doğal bir ifadeyle "Begenmedim"deyivermiş:)Tabi arkadasım biraz bozulmus ,üzülmüş.Bana anlattığında,ona bu davranısın aslında ne kadar normal oldugunu acıklamaya calıstım kendimce..Sanırım bizim kültürümüzde bu kadar acık sözlülük cok da mumkun değil.Ben de kendimce dürüst olmak adına ifadelerimi yumusatarak söylemeye karar verdim."Sen begenip almıssın ne hoş güle güle kullan"örneğin zevkime hitap etmeyen durumlarda kullandıgım yumusak ifadelerden biri...Zira ne kalbim ne aklım karsımdakine direk"begenmedim" demeyi kabul etmiyor henuz:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-5272429145575050187?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/5272429145575050187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/12/kisisel-butunlugum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/5272429145575050187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/5272429145575050187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/12/kisisel-butunlugum.html' title='KİŞİSEL BÜTÜNLÜĞÜM'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-3319250762815315339</id><published>2009-09-28T11:16:00.000-07:00</published><updated>2010-01-22T13:49:27.376-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meditasyon'/><title type='text'>BEL AĞRISINA MEDİTASYONLA ÇÖZÜM</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:sans-serif;font-size:85%;"&gt;Bel agrısının etrafımda ne kadar yaygın oldugunu gördüğüm ve uyguladığım tedavi yönteminin bel agrısını gercekten hayatımdan cıkardığına kanaat getirdiğim için  bu yazıyı yazmaya karar verdim.Burada yazdıgım yöntem ,düşüncelerimizin ve eylemlerimizin hayatımız üzerinde ne kadar etkili olduguna inananlara belki bir ışık tutar diye düşünerek kaleme alınmıstır..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:sans-serif;font-size:85%;"&gt;Yaklaşık 3 yıl önce bir sabah giyinirken belime saplanan dayanılmaz ağrıyla oldugum yerde kaldım.Bırakın dogrulmayı ,en ufak bir kıpırdama girşimi bile beni mahvediyordu.Sürünerek salona geldim ,2 gün boyunca yerde yattım.Kas gevşeticiler yardımıyla iki gunun sonunda zar zor dogrulup doktora gitmeyi basarmıstım.Teşhis klasikti: disk kayması ..O zamandan bu yana bel ağrısı hep hayatımda oldu.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Doktor tavsiyesiyle yapılan hareketler artı plates dersleri hemen aldıgım tedbirler oldu..Tamam işe yarıyorlardı ama belimdeki ağrı tamamen çıkıp gitmemişti işte hayatımdan.Hep orada varlıgını hissettiriyordu bana,hayatımın bir parçası olmustu.Eğilirken ,ağır bir şey kaldırırken,topuklu ayakkabı giyerken hep tedirgindim,ağrının şiddetlenerek devam edeceği nerdeyse kesindi çünkü....Bu şekilde 2009 baharına kadar devam etti...Sonra bahsettiğim tarihlerde bu ağrıya bir de bacak ağrıları eklendi. .Belimle bacaklarım arasında gezinen ağrılardan dolayı oturabilmek bile benim için bir lüks olmustu.Ruh halimse beni öldürüyordu.Hergün güne başlarken acaba bugün ne kadar acı çekeceğim diye düşünüyor,beklentim asla boş çıkmıyordu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Uzun zamandır kendi iç dünyamla haşır neşir oldugum için ve vücudumuzdaki hastalıkların da bize birşey anlattıgına olan inancımdan dolayı bu konuda artık eyleme geçmeye karar verdim.Zira bedenim artık küçük sinyaller değil alarm veriyordu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Bir gün "bu ağrıları hayatıma neden çektim,bana ne anlatmaya çalışıyorlar "anlamaya niyet ederek gözlerimi kapadım.İlk önce 3 yıl önceki olay geldi aklıma.O dönem çok sevdiğim biri önemli bir hastalık geçiriyordu ve onun tedavisine ilişkin tüm sorumluluklar benim üzerimdeydi.Muhtemelen bu kadar sorumlulugu taşıyamamıstım ve hastalık vucudumdaki en zayıf noktadan beni vurmustu.Peki ama ondan önce benim belim çok mu sağlıklıydı?Hatırlamaya niyet edince birden farkına vardım,aslında hayatım boyunca uzun süre eğilip birşeylerle uğraştığımda doğrulurken belim hep hafif hafif ağrırdı,ama ben bunu önemsemez normal sanırdım.Biraz daha geri gitmeye niyet ettim,doğustan böyle olamazdı ya,ilk ne zaman ağrımıstı peki?Gözümün önüne lise yaşlarım geldi.Evde büyük temizlik var ve  ağır bir eşyanın yerinden oynatılması gerekiyor,annem sabırsız babamın akşamüstü gelmesini beklemek yerine eşyayı hareket ettirmeye çalısıyor ve anneme kıyamayan ben bir ucundan yardım etmeye kalkışırken belimde ince bir sızı hissediyorum.Bulmustum işte...Hayatım boyunca bunu hep yapmıstım ben.Birilerine kıyamayıp kaldıramayacağım yüklerin altına girmiştim.Hemen o tarihten bugune sadece elimden geldiği kadar yardım etmekle yetinmeyip başkalarının dertlerini sıkıntılarını nasıl sırtımda taşıdıgımı,etrafımdaki herkes iyi olsun diye delicesine nasıl çaba sarfettiğimi,başaramayınca nasıl kendimi hırpaladığımı ;kişi kişi olay olay hatırladım ve defterime not ettim.Hastalığın beni yataga bagladıgı dönemdeyse bu tanrıcılık rolümde doruk noktaya ulastığımı acıyla hatırladım.Evet canımdan cok sevdiğim bir insan tehlikeli bir hastalıgın tedavi sürecindeydi,ben de yakından ilgileniyordum,ama yine her zamanki gibi sadece üzerime düşeni yapmakla kalmayıp,acaba doğru doktor,doğru hastane mi sectimden tutun da basit bir recete veya rapor için bile tüm günümü ve zihnimi mahvediyordum.Ayrıca bu konuda sorumluluk almaya hazır kimselere guvenemiyor,onlar birşeyler için kosturuken oturdugum yerde acaba hersey yolunda gidiyor mu diye onlardan daha cok stres yükleniyordum.Muhteşem egom iş başındaydı.Benden daha iyi hiçkimse hiçbir sorunu çözemez,fikir üretemezdi,hatta sorunun sahibi bile:)Evet o dönem ağrı beni şiddetli vurmuş,sonrasında hayatımda iyice yer edinmiş,benim anlamaya niyetim olmadıgını anlayınca şiddetini tekrar arttırmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Bu farkındalıktan sonra hemen tek tek defterime not aldığım isimleri gözümün önüne getirdim..Bu insanları sırtımda taşırken gördüm kendimi meditasyon anında,hepsini tek tek sırtımdan indirdim,o an o kişinin bana hissettirdiklerine bağlı olarak kiminden özür diledim kimini affettim.O insanların hayatına hangi korkularımı susturmak için bu derece mudahele ettiğimi buldum,farkına vardım.Daha cok suclanma ve sevilmeme korkularımın üstünü kapatmak için bu şekilde davrandığımı buldum.Eğer herkes iyi olmazsa suclu hissediyordum,eğer hayır dersem sevilmemekten çok korkuyordum.Hatırladığım tüm olaylara ,o insanlara ve kendime içimden geldiği gibi hiçbir metoda bağlı kalmadan güzel enerjiler gönderdim.Sonra kendi kendime "başkalarının hayatını kontrol etmeyi bırakıyorum""herkes kendi kendine yeterli""ben sadece yardım etmeyi seciyorum""herkes kendi kararlarını kendi verebilir""hersey olması gerektiği gibi" gibi cümleler söyleyerek ,bunları bilinçaltıma kabul ettirdim.Meditasyonumu bitirip gözlerimi açtığımda kuş gibi hafiftim ..İnanılmazdı,ağrım yerinde yoktu:)Yıllardır süren düşünce şeklimle vucudumda oluşan enerji blokajını çözmüştüm sanırım:)Birkaç gün hep gözlemledim ,acaba ağrılarım ne zaman başlayacak diye,sonra bunun da bir çeşit güvensizlik olduguna karar verip bıraktım.Evet o günden beri hayatımda bel ağrısı yok,yıllardır sırtımda taşıdıgım yuklerin hepsini bıraktım çünkü,yenilerini almamaya da dikkat ediyorum:)Yine zaman zaman birileri için doktor randevuları organize ediyorum,biryerlere kosturuyorum,sorunları oldugunda konusup kendi bildiğimce çözümler sunuyorum,ama neden benim dediğimi yapmadı diye kendimi harap etmiyorum,canım evde kalıp kitap okumak istiyorsa arkadasım yalnız gitmesin diye kendimi sinemaya gitmek zorunda hissetmiyorum.Sevdiğim insanlar için herşey bensiz de yolunda mı diye  kontrol etmiyorum..Tabi bu bilince geçiş biraz dikkat ve farkındalık gerektiriyor.Kendimi eski alışkanlıklarımla hareket etmek üzereyken yakalayıp,zaman zaman durdurmam gerekiyor.Ama günler gectikçe eski tarzımdaki davranıslarımın azaldığını farkediyorum ve belimin ağrımadıgını da:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;İşte size düşünce gücüyle şifalanmaya somut bir örnek...Düşüncelerimizin olumsuz ve yıkıcı olduğu takdirde vücudumuzda rahatsızlıklara yol açtığı tıbben de kabul ediliyor.Bence herkes niyet ederek ve ciddi bir çalışmayla enazından bu tarz ağrıların gönderdiği sinyalleri çözüp hayatından cıkarabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Sevgiyle kalın...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-3319250762815315339?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/3319250762815315339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/09/bel-agrisina-meditasyonla-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3319250762815315339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3319250762815315339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/09/bel-agrisina-meditasyonla-cozum.html' title='BEL AĞRISINA MEDİTASYONLA ÇÖZÜM'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-8100540365783258745</id><published>2009-08-30T12:36:00.000-07:00</published><updated>2009-09-07T13:10:34.717-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>HALVETTE 40 GÜN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SprVlfBUmOI/AAAAAAAAACM/kvJPJrdyIsE/s1600-h/Michaela_2.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 194px; height: 296px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SprVlfBUmOI/AAAAAAAAACM/kvJPJrdyIsE/s400/Michaela_2.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375843945179027682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Michaela Mihriban Özelsel,Halvette 40 gün kitabının yazarı..Yaklaşık 3 yıl önce bir tıp merkezinin bekleme salonunda dergi karıştırıken karşıma kendisiyle yapılmış bir ropörtaj çıkmıştı.Fotoğrafta gördüğünüz tipik Avrupalı bir kadın Mevlana'dan ,ilahi aşktan ve hatta kırk gün süren bir halvet deneyiminden bahsediyordu.Özelsel  psikologtu ve bu deneyimini bir bilim kadını gözüyle değerlendirdiği bir de kitap yazmıştı.&lt;br /&gt;İşte halvette 40 gün kitabıyla tanışma hikayem:)&lt;br /&gt;Yazarın öyküsü fazlasıyla ilgimi çekmişti..Psikoloji,tasavvuf,içyolculuk ve daha önce yüzyıllar öncesine ait sandığım ama günümüzde yapılan bir uygulama..İçyolculukta  bir atlama taşı olarak kullanılabilecek,ancak bir rehber tavsiyesiyle-gözetiminde yapılan belli bir zaman diliminde tekbaşına bir odada,sınırlı beslenerek ibadet ile,dua ile,okuma ile ve düşünme ile geçirilen zaman..&lt;br /&gt;Kitabın arka sayfası şöyle tanıtıyor içeriğini;&lt;br /&gt;1990 başlarında ,Üsküdar'da ,derme çatma ,birkaç katlı bir apartmanda,soğuk ve eşyasız bir odada dünyayla ilişki görünürde kesilirken,belki de asıl hayat su yüzüne çıkar;beden latifleşir,ruh genişler,saplantı nevrozları çözülmeye durur.İnsan,asıl hayat ve maceranın içine gömülür...Çocukluktan evliliğe ,akademik bilgiye kadar pek çok şey gözden geçirilir.Ama artık bir iç gözdür bakan...&lt;br /&gt;Kitap tasavvuf konusunda sözsahibi araştırmacı yazar Annemarie Schimmel'in önsözüyle başlıyor.Kitabın devamı 40 günü tek tek anlatan günlük niteliğinde.Günlük yazılarında hem fiziksel hem ruhsal deneyimler; Mevlana'dan, Kuran'dan,İbn-i Arabi'den,Halil Cibran'dan ,Schimmel'den ,Chittick'den alıntılar var.Halvette günler ilerledikçe ,iç yolculuk derinleştikçe yazarın çözülmeleri başlıyor...Örneğin beşinci günün sonunda şöyle yazmış yazar:"Sanırım bütün mutsuzluklar,birşeylere sahip olduğumuz zannından ve zaten olacak olana direndiğimizden doğuyor.Derinlerde saklı olan huzur anahtarı ise kabullenmek ve direnmekten vazgeçebilmektir."Sonlara doğru otuzaltıncı günde dünyevi ihtiyaçlar oldukça anlamını yitimiş haldeyken şöyle bir tespit var o güne dair yazılanlarda:"Kurşun kadar ağır olan her ihtiyaç,bu inanılmaz özgürlüğün yaşayan gerçekliğini,eriyerek BİR olmayı,istiğna rüzgarlarında dans etmeyi kesinlikle engelliyor"Yazar deneyiminin çağrıştırdığı yalnızlığa ithafen kırkıncı günün sonunda şöyle diyor:"Yalnızlık kelimesi hissettiğim şeye hiç uymuyor,çünkü ben hiç yalnız değildim.Halvette aradığım VARLIK her an benimleydi"&lt;br /&gt;Kitaptaki  günlük; halvetin ardından birkaç gün daha devam ediyor.Dış dünyaya döndükten sonra yaşananlar..Ardından halvetin bilimsel açıdan değerlendirilmesi ,diğer mistik öğretilerdeki benzer uygulamalarla karşılaştırmalar,deneyim sırasında vücuttaki enerjinin dönüşümüne dair açıklamların  yeraldığı "yorumlar" bölümü yer alıyor.Son olarak da kitapta geçen tasavvufi  ve psikolojik terimlere dair sözlükle son buluyor.&lt;br /&gt;İnsanın gündelik hayatta sahip olduğu herşeyi bırakıp ; hayatı içinde kısa, ancak deneyim açısından uzun bir zaman diliminde sadece kendiyle başbaşa kalabilmeyi göze alması oldukça cesur bir karar.Bu açıdan bile okunmaya değer bulmuştum ben kitabı.Yazarın çıkarımlarını tasavvufla sınırlamak haksızlık olur,bence evrensel.Ama kitabı tavsiyem yine de sadece tasavvufa ilgisi olanlara olacak.Çünkü kitapta bir sufi metodu olan halvet doğal olarak tasavvuf çerçevesinde  anlatılmış.Bu noktada ilgisi olmayanlar açısından konuya odaklanmak zorlaşabilir veya sıkıcı olabilir.&lt;br /&gt;Herşeyin "aşk" olduğunu bir de bu pencereden okumak isteyenlereyse kesinlikle tavsiye ederim!!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="file:///C:/DOCUME%7E1/ADMINI%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.png" alt="" /&gt;&lt;img src="file:///C:/DOCUME%7E1/ADMINI%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.png" alt="" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-8100540365783258745?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/8100540365783258745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/08/halvette-40-gun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/8100540365783258745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/8100540365783258745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/08/halvette-40-gun.html' title='HALVETTE 40 GÜN'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SprVlfBUmOI/AAAAAAAAACM/kvJPJrdyIsE/s72-c/Michaela_2.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-3392531362065934514</id><published>2009-07-12T06:51:00.000-07:00</published><updated>2009-07-12T08:10:51.371-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>VAROLMANIN GÜCÜ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlnzvFCKIxI/AAAAAAAAABc/mG2EM4vTwQU/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 85px; height: 123px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlnzvFCKIxI/AAAAAAAAABc/mG2EM4vTwQU/s320/images.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357581221864547090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gnothi Seauton-Kendini Bil... Antik Yunan medeniyetinde,Delphi'deki Apollo Tapınağı'na kutsal kahinden geleceklerini öğrenmek için gelen insanları tapınağın girişinde yazılı olan bu sözler karşılarmış.Bu sözlerle , aslında insanın hiçbir dışsal dayanak kullanmadan kendi varoluşunun farkında olmasının,kendini içsel olarak tanımlayabilmesinin zaten insan hayatını şekillendirdiği anlatılır.Kendini bilen insanın kehanete ihtiyacı yoktur.Günümüz tabiriyle farkındalık olarak adlandırılan "kendini bilmek"kavramı ve vaadettiği özgürlük "Varolmanın Gücü" kitabı aracılığıyla Eckhart Tolle tarafından  bizlere anlatılıyor.Yüzyılımızın önemli spiritüel üstadlarından sayılan Tolle,kitabına önce ne olmadığımızı anlatarak başlıyor. Kitabın önemli bir kısmı ego temelli bilincimizin açıklanmasına ayrılmış.Tolle bize kendimiz sandığımız egomuzu bir güzel anlatıyor kitapta...Kendimizi onunla tanımladığımız; zihnimizde konuşan,şikayet eden,öfkelenen,kırılan,sahip olduklarıyla bütünleşen ,hayat içinde oynadığımız rollere kendini kaptıran,patolojik biçimlere bürünen,ya geçmişte ya da gelecekte ama asla şimdide yaşayamayan egomuzun dinamiklerini bize uzun uzun tüm ayrıntılarıyla açıklıyor.Egonun sadece bireysel yönleri değil;toplumları ,ülkeleri,medyayı etkileyen kollektif halleri de detaylandırılıyor kitapta.Sonrasında Tolle,egodan sıyrılarak gerçek özgürlüğe geçişi,gerçekte kim olduğumuzu bulmayı ,yani yazının başında belirttiğim farkındalığı yaşayan yeni bilinç düzeyine geçişin  basit ama etkili sırlarını veriyor bizlere..&lt;br /&gt;Günümüzde "kişisel gelişim" anabaşlığıyla  yazılmış huzur vaadeden benzer kitaplar içinde fark yaratmayı başaran bir kitap Varolmaın Gücü. "Pozitif düşün hayatın pozitif olsun" yaklaşımı ve meşhur "secret"felsefesi günümüzde çok popüler.Ama ne yazıkki bu yaşımıza kadar bir güzel beslediğimiz ve bütünleştiğimiz egomuz ve bilincimizin derinliklerindeki bir dolu negatif inanışla samimi bir pozitif düşünce modeli oluşturmak zor.Bu geçişi yapabilmemiz için önce kendimizi tanımamız ve varoluşumuzu ego ile tanımlamaktan vazgecmemiz gerekiyor.Bu anlamda kitabın hiçbir açık nokta bırakmadan tüm ipuçlarını verdiğini söyleyebilirim.Kitapta çok hoşuma giden ,aslında hayatın bizim tüm karmaşıklaştırma çabamıza rağmen ne kadar basit oldugunu hissettiren,işin sırrını yine sadece farkında olmaya dayandiran &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nefes &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;başlıklı yazıdan kısa bir alıntı yaparak sözlerimi bitiriyorum.Eğer bu tarz kitapları seviyorsanız,hayatınızda birşeyleri olumlu yönde değiştirmek için bir rehber arıyorsanız bu kitabı ıskalamayın derim:)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;NEFES&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biri geçenlerde bana oldukça büyük bir ruhsal organizasyonun yıllık tanıtım broşürünü gösterdi.Ona baktığımda çok çeşitli seminerler ve atölye çalışmalarıyla karşılaşınca şaşırdım.O kişi bana bir-iki tanesini önerip öneremeyeceğimi &lt;/span&gt;sordu."&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bilmiyorum" dedim."Hepsi çok ilginç görünüyor."Ama şunu biliyorum"diye ekledim."Aklına geldiği her seferinde ,nefesine dikkat et.Bunu bir yıl süreyle yaparsan,bütün bu seminer ve kurslara katılmaktan daha güçlü bir değişim etkisi olur.Üstelik de bedava"&lt;br /&gt;Nefesinizin farkında olmak,dikkatinizi düşüncelerden uzaklaştırarak bir boşluk yaratır.Bilinç geliştirmenin bir yolu budur.Bilincin bütünlüğü ifade edilmeden orada durmasına rağmen,bilinci şimdi bu boyuta getirmek için buradayız.&lt;br /&gt;.................................&lt;br /&gt;Nefesinizin farkında olmak ,sizi şu anda kalmaya zorlar;bu da içsel değişimin anahtarıdır..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-3392531362065934514?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/3392531362065934514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/07/varolmanin-gucu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3392531362065934514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/3392531362065934514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/07/varolmanin-gucu.html' title='VAROLMANIN GÜCÜ'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlnzvFCKIxI/AAAAAAAAABc/mG2EM4vTwQU/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8784228189302381006.post-576802149665920771</id><published>2009-07-06T11:47:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T07:46:04.930-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>SESSİZCE DÖN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJIKBJAspI/AAAAAAAAAAU/7hdXT-petMs/s1600-h/SESS.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355422243839062674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 76px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 116px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJIKBJAspI/AAAAAAAAAAU/7hdXT-petMs/s320/SESS.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sessizce dön bir gezi kitabı,aynı zamanda bir içyolculuk hikayesi.Yazarı Özcan Yüksek,Atlas dergisi yayın yönetmeni..Yazar Mevlana'nın izini sürüyor bu kitapta.Mevlana'nın doğduğu kent olan Belh'ten başlayıp yaşamını sürdürdüğü Anadolu'ya uzanıyor kitap.&lt;br /&gt;Yolculuk günümüzde yapılıyor,Mevlana'nın 800 doğum yılı vesilesiyle Atlas Dergisi için,sonra bir kitaba dönüşüyor,günümüzde yapılmış ama Özcan Yüksek önsözde şöyle diyor:"Yola çıkan ,yolun karakterini kazanır.İnişli çıkışlı bir yolsa kendisi de öyle olur;kervanla yola çıkmışsa zamanı kervan ritminde hisseder,uçakla yola çıkmışsa da jet ritminden çıkamaz.Dağda yürürse dağ,çölde yürürse çöl olur.Mevlana yolunda,çoğunlukla,bedensel olarak değilse bile ruhsal olarak,onun zamanında kalmaya itina ettim"Böyle diyor yazar ve kitap boyunca sadece kendini değil okuyucuyu da o zamanda gezdirmeyi,kendiyle beraber okuyucuya da içyolculuk yaptırmayı başarıyor.Kitabın dilinde de Atlas dergisinden Yüksek'i takip edenlerin tanıyacağı okuyucuya hitap eden mistik ve edebi bir hava var.Kitabın ana teması Mevlana olunca tabi bolca da tasavvufi öğeler ...Ayrıca tüm yolculuk anılarına eşlik eden ve yazarın içyolculugunu simgeleyen Mesnevi'den alıntılar,sufi hikayeleri..&lt;br /&gt;Yazar yolculuk boyunca Mevlana'nın göç yolunda O'ndan izler arıyor.Bu arayışını da şöyle ifade ediyor kitabın içinde;"En güzel keşif nedir?Zaten var olan ama hiç gitmediğin bir yeri ilk kez görmek değildir;en güzel keşif,geçmişte bir zamanlar var olmuş,sonra kaybolmuş bir yerin saklandığı yeri bulmaktır.Yalnızca harita üzerinde değil,gözlerinin önünde bulmaktır."&lt;br /&gt;İçeriğe gelince yolculuk Afganistan'dan başlıyor,kitabın başında verilmiş harita üzerindeki rotayı takip ederek İran ve Suriye'yi aşıp Anadolu'da son buluyor.Kitapta Afganistan yolculuğu oldukça hüzünlü,savaşın izleri,tehlikeli çöl yolculukları,yolculuga cıkmadan önce bahşiş karsılıgı yapılan dualar,kız cocukları okumasın diyeTaliban tarafından yıkılan okullar,burkalı kadınlar,harap edilmiş tarihi eserler...İran ve Suriye'den Ortadoğu manzaraları ve bizim Anadolu...&lt;br /&gt;Okuyucuyu masalsı bir yolculuğa peşinden sürükleyen bir kitap Sessizce Dön..&lt;br /&gt;Sözü uzatmadan aşkla yapılan bir yolculuk kitabının anlatımını kitabın içindeki Mesnevi alıntısıyla ve aşkla bitireyim;&lt;br /&gt;"Aslında ,dünyanın her cüzü,herşeyi aşıktır;her şeyin,her zerrenin,her atomun bile içine aşk ateşi düşmüştür!Herşey ,sevgili ile buluşmak için çırpınır durur;her şey buluşma sarhoşudur!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8784228189302381006-576802149665920771?l=akistaolmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akistaolmak.blogspot.com/feeds/576802149665920771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/07/sessizce-don.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/576802149665920771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8784228189302381006/posts/default/576802149665920771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akistaolmak.blogspot.com/2009/07/sessizce-don.html' title='SESSİZCE DÖN'/><author><name>serap er</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15662762899746378387</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJYnaerftI/AAAAAAAAAAk/IVwAQfQ_fqk/S220/lake.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_jq2tkvex6tA/SlJIKBJAspI/AAAAAAAAAAU/7hdXT-petMs/s72-c/SESS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
